Akıldan kağıda geçenler,
-Önsöz, deneme yazısı olarak düşünebilirsiniz. O an ki ruh hali ile konudan konuya geçişler mevcut.Bir türlü oluşturamadım en körpe hayallerimin temelini. İlk çiviyi çakamadım, yapamadım bir türlü. İzin vermediler. Ben hayal ettikçe onlar bozdular. Her seferinde kızdılar. Tek mutluluğumu elimden alıyorlar. Oysa ben, gerçeklerle değil hayallerle mutlu oluyordum. Yaşadığımız bu 4. boyutun aksine, kendi zihnimde, kendi dünyamda yarattığım boyutta, bir o yana, bir bu yana koşuşturup duruyorum. Zira ben, böyle gayet mutluyum. Kendi hayallerimde kayboluyorum. Yol soruyorum sevdiklerime, her zaman gösteriyorlar üstelik yolu. Onları bu günler için, bana hayallerimde, kendi dünyamda bana eşlik etsinler diye kazandım. En çok da sevmeyi seviyorum. Sevmek belki de en asil duygudur var olan. Sadece karşı cinse, hemcinse değil bu sevgi. Çiçeğe, ağaca, yaşamaya, yaşama, yıldızlara, hatta başkasının hayallerinin ürünleri olan karakterlere. Sevgiyi en çok hak eden onlardır zaten. Zira sevsen de aynılar sevmesen de, ne sevdin diye kabarır ne de sevmedin diye üzülür. Ne duygularınla oynar ne de umut verir boş yere. Onları sevin, sizi üzenleri, sevgiyi hak etmeyenleri değil, onların ihtiyacı var en çok.
Geceleri başımı yastığa koyup gözlerimi tavana diktiğimde rüya ile gerçek arasındaki çizgide kalıyorum ara sıra. Arafa giriyorum. Birisi bana, "nasılsın, ne yapıyorsun" diye sorsa; "Kaybolmuşum arafta, ona buna yol soruyorum diyorum. Denebilecek en doğru şeydir bu.
-Kasım 2015
0 yorum:
Yorum Gönder