The Pianist - İnceleme
“Adın ne senin?” diye sordu Alman
yüzbaşı. “Szpilman” diye cevap verdi Wadek. “Bir piyanist için çok güzel bir
ad.” Dedi yüzbaşı ve harabe evden ayrıldı.
İnsanlık tarihi, yüzyıllar,
nesiller hatta binyıllar boyunca büyük katliamlara, savaşlara, ölümlere şahit
oldu. Milyarlarca insan belki de bir hiç uğruna öldü. Bu savaşların, ölümlerin
en kötü yanı ise suçsuz insanların, dünyaya iyilik ve güzellik katmaya çalışan
insanların, boş yere kıyılmasıdır kuşkusuz. Bu filmde de bunu görüyoruz buram
buram. Polonyalı bir Yahudi aile, 2.
Dünya Savaşı ve Nazi Almanya’sı. Klasikleşmiş kurgudur bu artık sinema
dünyasında.
Bilmiyorum hala daha Hitler’in
görüşlerini destekleyip “Hocam ne de güzel yaptı adam. Hepsini sabun
yapmış.” Diye bir de görüşlerini bu
denli şuursuzca savunanlar var ise onlaradır bu yazım. Şimdi düşünün, adamın
birisi çıkıyor diyor ki; “Müslüman olan ve Türkiye vatandaşı olanları alıp
hayvan gibi davranacağım. Hepsine işkence edip onları ötekileştireceğim. İnsan
gibi muamele etmeyeceğim hiçbirine.” Tepkiniz ne olurdu? Nasıl hissederdiniz?
Siz sadece burada yaşamayı tercih etmiş ve İslam dinine inanmış insanlarsınız
bunun suçu ne olabilir ki? İşte tam da bunu anlatıyor bu film. Tam da bu
empatiyi kurduruyor insana. Yahu hepimiz insanız. Bu nefret neden? Dedirtiyor
bu film insana. Aslında filmi izlemeden önce düşündüklerimi aynen aktarmak istiyorum.
“Propaganda varmış çok. Almanları çok kötü gösteriyormuş.” Evet, aynen böyle
düşünüyordum filmi izlemeden önce. Fakat şu an kendime kızıyorum. İster inanın
ister inanmayın ama bu yaşananlar gerçek. Masum insanlar, o masum çocuklar, tek
suçu doğduğu yer ve inandığı din olan o insanlar orada o günlerde şuursuzca
katledildiler.
Film bize en çok da şunu anlatıyor; hiçbir savaşın kazananı yoktur Zira ölen onca insanın kazanacak bir şeyleri yok artık.
Film bize en çok da şunu anlatıyor; hiçbir savaşın kazananı yoktur Zira ölen onca insanın kazanacak bir şeyleri yok artık.
Velhasıl
kelam filmin, onca şeyden sonra, sanatsal kısmına değinmek gerek. Film, drama
türünde, 2002 yılında çekilmiş, yönetmenliğini Roman Polanski'nin yaptığı,
senaryosunu Ronald Harwood'ın, Wladyslaw Szpilman'ın hayatını anlattığı kitabın
üzerine kurduğu Fransa-Almanya-Polonya ortak yapımı filmdir. Gayet kaliteli
olan bu film, propaganda damgası yese de bazı yerlerden yine de başarısını
konuşturmuş. Oyunculuk olarak, gayet kaliteli ve dönemin havası gayet iyi bir
şekilde yansıtılmış.
Eğer insani duygularınız körelmedi ise bu filmi izleyin. Etkileneceğinize ve biraz olsun oturup düşüneceğinize eminim.
-Bu arada, Szpilman sözcüğü fonetik bakımdan "Spielman" sözcüğüne benzer. Ve Almanca da piyano çalmak "klavier spielen" anlamına gelir. Dolayısıyla Spielman sözcüğü çalan kişi anlamına gelmekte bir nevi.-
Eğer insani duygularınız körelmedi ise bu filmi izleyin. Etkileneceğinize ve biraz olsun oturup düşüneceğinize eminim.
-Bu arada, Szpilman sözcüğü fonetik bakımdan "Spielman" sözcüğüne benzer. Ve Almanca da piyano çalmak "klavier spielen" anlamına gelir. Dolayısıyla Spielman sözcüğü çalan kişi anlamına gelmekte bir nevi.-

0 yorum:
Yorum Gönder