11 Eylül 2017 Pazartesi

Başıboş şehirlerde kaybolmak.

Gustavo Santaolalla - Babel bu güzel şarkıyı hediye ediyorum okuyanlara. Sevmeniz dileğiyle. 

Bazı anlar vardır; insanı kendine bağlayan ve hayatında bir dönüm noktası niteliği taşıyan. Öyle andır ki bunlar kaybolursun çoğu zaman. Haritasını bilmediğin bir şehirde başıboş dolanmaya benzer. Ana ait her detay vardır aklında ama yolu bir türlü bulamazsın. Çıkamazsın çoğu zaman o soğuk ama bir o kadar da sıcakkanlı mekandan. Burada düşünülmesi gereken soru şudur kanımca: Bizi o ana bağlayan kişiler midir yoksa zamanın aldatıcı cazibesi mi? Zira zaman her zaman aynı akmaz bir insana. Ana bağlıdır zaman dediğimiz değerli hazine. Kimi için zaman geçmez. Uçsuz bir akışın içine girer ve bir daha çıkmak istemez. Bu istektir zamanı yavaşlatan. Fakat bu istek midir bizi ana bağlayan? Kişiler de zaman kadar cezbecidir. Hatta belki daha fazlası. Ama kişiler değişmez. Zaman gibi onları kendimize göre şekillendiremeyiz. Şekil almazlar. Çünkü bir noktada hepsi kendi zamanlarında yaşarlar. Hepsi kendi anlarında, hepsi kendi kayıp şehrinde yolunu bulmaya ve bu arayıştan zevk almaya çalışır.

Değişemez bir insan. Özü etrafına sardığı kalın tabakayı yırtamaz. Kendisini geçemez. Daha doğrusu kendisine ulaşamaz hiçbir zaman. Özünü sıkıca saran o kılıfı kendisi yaratmıştır. Yaşadığı anlar birer birer örter özünü. Onu korumaya yemin etmiş askerler gibi sararlar. Bu anları delmek güç ister. Önce kaybolunan o şehirlerden çıkmak gerekir. O karmakarışık labirentin sokaklarını tek tek aşmak gerekir. Bunu yapabilmek midir asıl mesele bilinmez. Zira yapan onca kişi değişmez. Değişenlerden de kendisi olan var mı bilinmez. Öz bozulduğu zaman geri gelmez. Gelse de öze benzemez. 

Related Articles

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.